Sevgiyi, dostluğu, hayatı anlatan en anlamlı sözler
Konuşmanın beceremediğini saf masumluğun susması başarır çoğu kez.
Soylu beylerim, hemcinslerim de sık sık rastlandığı gibi ağlamaya yatkın değilim ben; o boş yere dökülen yaşları bende görmemek merhamet kaynaklarınızı kurutacak belki; ama burama yerleşmiş öyle bir acı var ki, onun yakması gözyaşlarının boğulmasından beter.
İçinde örümcek eritilmiş bir kadehi kafaya dikip gidersin de, zehirlenmezsin yine de, çünkü zihnine bulaşmamıştır; ama o iğrenç şey gözlerinin önüne konursa, onu nasıl içtiğini öğrenirsen, kıvrana kıvrana patlarcasına çıkarırsın yuttuğunu. Ben hem içtim hem de örümceği gördüm.
Karıları ihanet edenlerin hepsi umutsuzluğa kapılsaydı, insanlığın onda biri asardı kendini.
Arzu! İnsanın ta can evine işlersin sen; olmaz sanılan şeyleri oldurursun, düşlerle haberleşirsin; nasıl olur? Gerçek olmayanla düşüp kalkarsın, yoklukla arkadaşlık edersin sen; öyleyse gerçek olanlarla birleşebileceğin inanılır bir şey pekala; ve sen Arzu, yasayı çiğneyerek yaptığın bu işi, anlıyorum.
Bir iş övülmezse, ölür gider; ardından gelecek binlerce iyi işi de yok eder. Övülmek bizim gündeliğimizdir. Mahmuzlamakla bize bir adım attıramaz iken, binlerce fersah yol aldırabilirsiniz tatlı bir öpücükle.
Belinde Diyarbekir kuşağıZulasında kimbilir hangi hınç, hangi mısraYürür namus bildiği yolda...Yürür yine de yalınayak veayakları yanarak.
Haberin var mı taş duvar?Demir kapı, kör pencere,Yastığım, ranzam, zincirim,Uğrunda ölümlere gidip geldiğimZulamdaki mahzun resim.Görüşmecim yeşil soğan göndermişKaranfil kokuyor cigaramDağlarına bahar gelmiş memleketimin..
Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyızKarşıyaka köyleri, obalarıylaKız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,Komşuyuz yaka yakayaBirbirine karışır tavuklarımızBilmezlikten değil,FıkaralıktanPasaporta ısınmamış içimizBudur katlimize sebep suçumuz,Gayrı eşkiyaya çıkar adımızKaçakçıyaSoyguncuyaHayına...
Gazetecinin "Bir kitapla şair olunur mu?" sorusuna cevap olarak
Bir kitapla peygamber olunuyor da şair niye olunmasın...
Ben soyumla değil, ancak halkımla övünebilirim. Halkımdan gayrısını da övgüye layık görmem. Bir de sevgiliyi elbett... İlle de sevgiliyi.
Evet, bu korkusuzluğu, soya çekim yasalarından çok, devrimci öğreti, devrimci bilinç ve kavga koşullarına borçluyum.