Yüzsüzlük, örtü istemez.
İçimde kırılmış bir şey var.
İnsan disipline boyun eğdirilmelidir.
Arzu bir şeyi istemek veya söylemektir.
Sırtını güneşe çevirirsen gölgenden gayri bir şey göremezsin.
Akrabalar, ne yaşamasını ne de ölecek zamanı bilen insanlardır.
İnsan istiyor tabii, hem uyuyayım hem unutayım...Keşke.
Yani benim gözlerimin bunca yıl gördükleri, bir gün benimle birlikte yok olup gidecekler öyle mi?
Benim bu dünyada bir yerim olmadı, Kuytu gövdemi saymazsak eğer.
Bir medeniyet, bir kültürün donmuş halidir.
Yalnızlık dediğin büyük bir zindan, dünyanın en kalabalık zindanı. Dinden imandan çıkarır ama öyle bir adam eder ki insanı.
Her şey çürüyor canım kardeşim bu dünyada, hatıralar bile.
Delilik, en sağlam dokunulmazlıktır.
Ne yazık onlara ki kalpleri temiz olmadığı için herkesi kötü sanırlar ve günahsıza ve günahkâra bir fark gözetmeden kötülük ederler.
Benim bütün işim oyundu, bunu biliyorsun Turgut. Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. Sen evlendin ve oyunu bozdun. Bütün hayatımca nasıl oynayabilirdim? Sen de dayanabildin mi? Sen de ürkütücü bir gerçekle bozdun bu oyunu. Herkesin belirli bir işle uğraştığı bu kocaman dünyada yalnız başına oradan oraya sürüklendin canım kardeşim benim.
İnsan denilen muamma resmini çizerken, kainat ressamının neden bu kadar zıt boyalar kullandığını, hangi zeka idrak etmiş?
Dik dur ve gülümse. Bırak neden gülümsediğini merak etsinler.
Dördüncü sınıftaydım. Yaşım on iki kadar olmalı. Fransızca muallimimiz Sör Aleksi, bir gün bize yazı vazifesi vermişti. "Hayattaki ilk hatıralarınızı yazmaya çalışın. Bakalım neler bulacaksınız? Sizin için güzel bir hayat temrîni olur," demişti.