Belki pek çok planım oldu, ama hiçbirini özgürce uygulama imkânım olmadı. Dümenin elimde olması pek işime yaramadı; ellerim ne kadar güçlü olursa olsun, ansızın kopan dalgalar daima daha güçlüydü ve geminin batmasına yol açmak yerine onlara boyun eğmeyi tercih ettim. Böylece hiçbir zaman gerçek anlamda kendi kendimin efendisi olamadım; her daim koşulların kölesi oldum.
Zevk ve acıyı, mutluluğu ve ıstırabı hissetme kabiliyetleri esas alındığında, insanlar ve hayvanlar arasında fark yoktur.
Kozmoloji bizi daha önce sadece mit ve din ile cevap verebildiğimiz en gizemli sorularla yüz yüze getiriyor. Kozmos ile bağlantı kurma isteğimiz gerçeğe en derinden şekilde yansıyor, fakat bizler astrologların vaat ettikleri gibi değersiz bağlarla değil, en derin şekilde bağlıyız.
Her eylem için eşit ve zıt bir tepki vardır.
Ben iktidar teorisyeni değilim... Kendiliğin kendilik üzerine düşünümünün tesis ediliş biçimi ve bununla bağıntılı olan hakikat söylemi üzerine çalışıyorum.
Bir deli, Tanrı olduğunu düşünür. Benim gibi bir filozof da, eğer dikkat etmezse, kendini Tanrı sanabilir. Fark, delinin bunu açıkça söylemesidir.
Çalışmak dünyayı mahvetmek ya da lanetlemektir.
Öfke ve üzüntü, bize, bizi öfkelendiren ya da üzen şeylerin kendilerinden çok daha fazla zarar verir.
Başkalarını anlamak bilgeliktir, kendini anlamaksa aydınlanmaktır.
Alkışı en sessiz şekilde karşılayan, alkışı hak etmiş demektir.
Ben bilginim diyen kimse, elimden gelir dediği şeyde artık bilgi edinmek istemeyecektir.
Ağlatırsam, alacağım para yüzümü güldürür; güldürürsem, para alacak zaman geldi mi ben ağlarım.
Dostluk daima tatlı bir sorumluluktur; asla bir fırsat değildir.
Ve insanlar Homeros’un cennetindekiler gibi kucakladın mı kayboluyorlar. Hepsi birer gölge. Teneke bile değiller. Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına her şeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı. Ve kül olacaksın. İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar. Sonsuz karşısında cücenin korkusu. —Cemil Meriç
Medyayı kim kontrol ediyorsa zihinleri de onlar kontrol ediyor.
Hain generaller:ölü evimi görün,bakın paramparça İspanya'ya:erimiş maden akıyor her evdençiçek yerine,her çukurundan İspanya'nınİspanya yükseliyor,her ölü çocuktan bir tüfek fışkırıyor,gören bir tüfek,kurşunlar doğuyor her cinayetten,o kurşunlar günün birindeon ikisinden vuracak yüreğinizi.Soracaksınız: Şiiri neden düşleri anlatmıyor,Yaprakları ve büyük yanardağlarını anayurdunun?Gelin görün kanı sokaklardaki.Gelin görün kanı sokaklardaki.Gelin görün kanı sokaklardaki.
"Acı çektiğini göstermemek için kim bilir ne kadar acı çekiyor olmalısın..."
?Ne o beni kandırmıştı. Ne ben onu baştan çıkarmıştım. İkimiz de bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik. Bir noksanlığı var sanıyordukbütün olanların belki. Ama aslında bütünlüklerimize bahaneydik…
Ben doğuştan ressam olmadım, çalışarak oldum.
Biz böyleyiz, bizden ne köy olur ne kasaba... Böyle gelmiş, böyle gideriz. Lanetlendik mi, beddua mı aldık nedir? Çilemizdir çekeceğiz...
Bir gün gelir de unuturmuş insanEn sevdiği hatıraları bileBari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zamanBeni unutma
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
...Jandarma daima nesirde kalacaktırEşkiyalar silahlarını çapraz astıkça türkülerineVe bu dağlar böyle eşkiya güzelliği taşıdıkçaPatronun karısını zimmetine geçiripAmasya'dan Kars'a kaçmakta olan sayman yardımcısıylaAlevilikten konuşuyoruz uzun süreYanımdaki hep bir gazetede Marilyn Monroe'nun resimlerine bakıyor
Aşk, benim için de, benim gibiler için de, biraz fazla. Fazla güzel bir şey. Ne uçmak geliyor elimden, ne de ötmek. Her şeyden önce yiyip içmeye ihtiyacım var; halbuki, aşık olursam yiyip içemem.